İlk bölümünden itibaren beni etkisi altına almış nadir dizilerden biriydi aslında !
24 ekim 2014 te TRT ekranlarında yayın hayatına başlayan ve 30 mayıs ta son bölümü yayınlanan, çekimleri Ödemiş Birgi'de yapılan ' Yeşil Deniz ' hiç beklenmediği bir zamanda yapımcısının sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamayla ekranlara veda etti.
Diziyi izledikçe anlıyor insan dizinin isminin neden Yeşil Deniz olduğunu. Denizi hiç görmemiş ,yeşil bir denizde masum bir hayat süren İsmail, Süleyman, Cemil ve Emin'in o menfaatsiz arkadaşlıkları.Bir çoğumuz kendini gördü dizideki karakterde, bir çoğumuzda içinde saklı tuttuğu karakterini buldu belki de...
Yönetmenliğini Yahya Sabancı'nın üstlendiği dizide aslında kötü karakter yok ,bir çok dizide olan çarpık ilişkiler yok. Dizide sevdikleri uğruna başını sürekli belaya sokan sadıçlar var..
Masum, saf kalmış karakterler o ege şivesiyle ekranlarımızdaydı. Bir çömlek altınla mutlu oluruz diyerek başlayan ,fakat mutluluğun altın yada para ile olmadığını sevdiklerini kaybettikten sonra anlayan o masum karakterler. Dizide o kadar olay yaşanıyor ki aslında, tam mutlu olucak derken doğru ya; hayat bu bunlarda başımıza gelebilir dedirten sahneler, bana göre gerçek hayattan bir kesit aslında.. Kim bilir aynı kadro ile karşılaşırız belki yine.
Biraz köşe yazarı biraz editör..:) yazmayı seven bir DENİZ https://www.ribiku.com/profile/deniz-ozmen http://www.reytingtv.com/arsiv.php?bolum=author_article&koseyazari=21
11 Ocak 2018 Perşembe
9 Ocak 2018 Salı
BENDE İSTİYORUM BU GELECEKTEN... BANANE BANANE !
Hayali bile güzel..!
Ülkemizde Reyting sonuçlarıyla ilk sıralardaki yerini alan bir çoğumuzun hayranlıkla izlediği dizilerin konuları günümüz gençlerinde nasıl etki ediyor siz ce ?
Kendi adıma konuşmak gerekirse bir senaryo hazırlarken toplum değerlerini yada ekonomisini yada hepsini ele almaktır doğru olan.
Peki sizce ?
Türkiye' de kaç kişinin holdingi ,kaç kişinin hizmetçisi, şöförü, emrinde adamları var ki, yoksulluk sınırının asgari ücreti aştığı ,Çoğumuzun ay sonunu kredi kartlarıyla anca getirebildiği yaşam standartlarının olduğu ülkemizde, iş çıkışı eve gidip kumandayı alıyorsunuz bir bakıyorsunuz izlemeyi planladığınız dizinin ilk bölümü başlıyor.
Fakat dizi öyle bir başlıyor ki, resmen hayalinizi kurduğunuz ,lakin sizin hayatınıza hiç uyamayan hayal ötesi bir senaryo karşınızda, peki bu diziyi finale dek nasıl izliyeceksiniz ?Dizideki karakter o kadar rahat çalışıyor ki, şöför kapıya gelmiş hizmetçinin hazırladığı kahvaltıyı bitirip ağzını silip peçeteyi öylece masaya bırakan film karakteri ayakkabılarıyla dolaştığı evden çıkıyor ve o an hizmetçisi ona ceketini giydiriyor, şöförü eşliğinde sahibi olduğu şirkete doğru yola çıkıyor..
Şimdi soruyorum size .!
Reyting rekorları kıran bu dizilerden şuan kaç tanesi ekranda aktif ? Muhtemelen 10 diziden daha fazlasında senaryo hemen hemen aynı. Zengin olan erkek karaktere etrafındaki tüm kadınlar ona aşık ,fakat o fakir ama gururlu olan diğerlerine hiç benzemeyen o fakir kızı seçiyor...
Peki ergen adıyla sınırlandırdığımız o kitle yaşının da verdiği cehaletle özel hayatında da dizi karakterini aramıyor mu yani? Bizim ülkemizde o kadar saygı değer senarist ve yönetmenler var ki ben bu naçizane yazımla sesleniyorum size lütfen gerçekçi olursanız hem bu topluma daha faydalı ve gençlere örnek aynı zamanda yaşadığı ve yaşıyacağı hayata isyan etmeyen bir toplum kurulmasına yardım edersiniz..
Deniz ÖZMEN
http://www.reytingtv.com/deniz_ozmen_bende_istiyorum_bu_gelecekten_yazi45.html
Ülkemizde Reyting sonuçlarıyla ilk sıralardaki yerini alan bir çoğumuzun hayranlıkla izlediği dizilerin konuları günümüz gençlerinde nasıl etki ediyor siz ce ?
Kendi adıma konuşmak gerekirse bir senaryo hazırlarken toplum değerlerini yada ekonomisini yada hepsini ele almaktır doğru olan.
Peki sizce ?
Türkiye' de kaç kişinin holdingi ,kaç kişinin hizmetçisi, şöförü, emrinde adamları var ki, yoksulluk sınırının asgari ücreti aştığı ,Çoğumuzun ay sonunu kredi kartlarıyla anca getirebildiği yaşam standartlarının olduğu ülkemizde, iş çıkışı eve gidip kumandayı alıyorsunuz bir bakıyorsunuz izlemeyi planladığınız dizinin ilk bölümü başlıyor.
Fakat dizi öyle bir başlıyor ki, resmen hayalinizi kurduğunuz ,lakin sizin hayatınıza hiç uyamayan hayal ötesi bir senaryo karşınızda, peki bu diziyi finale dek nasıl izliyeceksiniz ?Dizideki karakter o kadar rahat çalışıyor ki, şöför kapıya gelmiş hizmetçinin hazırladığı kahvaltıyı bitirip ağzını silip peçeteyi öylece masaya bırakan film karakteri ayakkabılarıyla dolaştığı evden çıkıyor ve o an hizmetçisi ona ceketini giydiriyor, şöförü eşliğinde sahibi olduğu şirkete doğru yola çıkıyor..
Şimdi soruyorum size .!
Reyting rekorları kıran bu dizilerden şuan kaç tanesi ekranda aktif ? Muhtemelen 10 diziden daha fazlasında senaryo hemen hemen aynı. Zengin olan erkek karaktere etrafındaki tüm kadınlar ona aşık ,fakat o fakir ama gururlu olan diğerlerine hiç benzemeyen o fakir kızı seçiyor...
Peki ergen adıyla sınırlandırdığımız o kitle yaşının da verdiği cehaletle özel hayatında da dizi karakterini aramıyor mu yani? Bizim ülkemizde o kadar saygı değer senarist ve yönetmenler var ki ben bu naçizane yazımla sesleniyorum size lütfen gerçekçi olursanız hem bu topluma daha faydalı ve gençlere örnek aynı zamanda yaşadığı ve yaşıyacağı hayata isyan etmeyen bir toplum kurulmasına yardım edersiniz..
Deniz ÖZMEN
http://www.reytingtv.com/deniz_ozmen_bende_istiyorum_bu_gelecekten_yazi45.html
Biz hep hazırız ,peki ya siz?
Dinimizde zorlama yoktur !
Her dine ev sahipliği yapan her köşesi tarih kokan topraklarımızda bütün din ve mezheplere hoşgörü ile yaklaşırken aynı hoşgörüyü tüm Dünya'da görmek istiyoruz .
Ortadoğu, Asya ve Avrupa'nın kesiştiği noktada bulunan ülkemiz Osmanlı'dan bu yana topraklarında himayesi altına aldığı her dine sahip çıkarak, ibadet hakkı tanıyarak saygı ile yaklaşmaktadır. Her geçen gün bu örneklere bir yenisi eklenirken son örneği bir cevap niteliği taşıyor.
Sayın Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan basına yaptığı açıklamada, Balat'ta bulunan restorasyonu tamamlanan ''demir kilise'' diye bilinen Sveti Stefan kilisesi Cumhurbaşkanı'mız sayın Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan'ımız sayın Binali Yıldırım ve Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov' un kurdeleyi kesmesiyle ibadete açıldı. Aslında tüm Dünya ülkelerinin dikkatinden kaçmayan ve merak uyandıran bu konu çoğu kez anketlere ve araştırmalara konu oldu. Bunlardan bir tanesi geçtiğimiz yıllarda ABD dışişleri bakanının açıkladığı resmi rapora göre ülkemiz nüfusunun 24 bin Yahudi ,15 ila 20 bin arasında alevi bulunduğunu, 20 bin ise Ortodoks Hristiyan ve Süryani olduğunu ve Hristiyan'lar arasında Maruniler ve Gürcü mevcut olduğunu açıklıyor. Reyting sonuçlarına göre ülkemizde izlenen popüler dizilere bile konu olan etnik kökenlere, dinlere ,mezheplere yer verilerek , dinde kardeşliği konu alan diziler ve programlar çekilmesine rağmen hala ülkemize batı ülkelerinin bakışını değiştirememiş olmamız maalesef çok acı. Günümüz koşulları büyümekte olan her ülke gibi bizleri kendi dinimizden olmasalar bile başka dinden olan kişilerle aynı topraklarda yaşamaya mecbur kılıyor, zaten günümüzde sadece ülkemizde değil bu durum Dünya içinde aynı..
http://www.reytingtv.com/deniz_ozmen_dinimizde_zorlama_yoktur__yazi44.html
Her dine ev sahipliği yapan her köşesi tarih kokan topraklarımızda bütün din ve mezheplere hoşgörü ile yaklaşırken aynı hoşgörüyü tüm Dünya'da görmek istiyoruz .
Ortadoğu, Asya ve Avrupa'nın kesiştiği noktada bulunan ülkemiz Osmanlı'dan bu yana topraklarında himayesi altına aldığı her dine sahip çıkarak, ibadet hakkı tanıyarak saygı ile yaklaşmaktadır. Her geçen gün bu örneklere bir yenisi eklenirken son örneği bir cevap niteliği taşıyor.
Sayın Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan basına yaptığı açıklamada, Balat'ta bulunan restorasyonu tamamlanan ''demir kilise'' diye bilinen Sveti Stefan kilisesi Cumhurbaşkanı'mız sayın Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan'ımız sayın Binali Yıldırım ve Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov' un kurdeleyi kesmesiyle ibadete açıldı. Aslında tüm Dünya ülkelerinin dikkatinden kaçmayan ve merak uyandıran bu konu çoğu kez anketlere ve araştırmalara konu oldu. Bunlardan bir tanesi geçtiğimiz yıllarda ABD dışişleri bakanının açıkladığı resmi rapora göre ülkemiz nüfusunun 24 bin Yahudi ,15 ila 20 bin arasında alevi bulunduğunu, 20 bin ise Ortodoks Hristiyan ve Süryani olduğunu ve Hristiyan'lar arasında Maruniler ve Gürcü mevcut olduğunu açıklıyor. Reyting sonuçlarına göre ülkemizde izlenen popüler dizilere bile konu olan etnik kökenlere, dinlere ,mezheplere yer verilerek , dinde kardeşliği konu alan diziler ve programlar çekilmesine rağmen hala ülkemize batı ülkelerinin bakışını değiştirememiş olmamız maalesef çok acı. Günümüz koşulları büyümekte olan her ülke gibi bizleri kendi dinimizden olmasalar bile başka dinden olan kişilerle aynı topraklarda yaşamaya mecbur kılıyor, zaten günümüzde sadece ülkemizde değil bu durum Dünya içinde aynı..
http://www.reytingtv.com/deniz_ozmen_dinimizde_zorlama_yoktur__yazi44.html
8 Ocak 2018 Pazartesi
ORGANİK
Tekstilde, kozmetikte, temizlik ürünlerinde, besinlerde günümüzde neredeyse her alanda adını duyurmaya başlayan organik ürünler üretici ile tüketiciyi bir arada buluşturuyor.
Peki nedir organik ?
Yetiştirilen ürün hayvansal yada bitkisel olsun üreticiden tüketiciye ulaşana dek aşamalarında da hiçbir şekilde kimyasal ,gdo yada hormon kullanılmayan ve insan sağlığı açısından zararlı olabilecek madde barındırmayan ürünlere organik ürün diyebiliriz.T.C Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yetiştirmeye başlanıldığı andan itibaren gerekli denetlemeler sonrası sertifikalandırılan bu ürünleri satın alırken tüketicinin dikkat etmesi gereken ürünlerin sertifikalı ve ambalajlı olmasıdır. Uzmanlar organik ürün onayı olmadığı halde ambalajında yada marka isminde organik kelimesi geçmesinin o ürünün organik olduğunu göstermeyeceği gibi bazı ürünlerin pazarda açık vaziyette köy de üretilmiş ,yüzde yüz doğal, kendimiz yetiştiriyoruz denilerek satılmaya çalışılan ürünler olduğunun altını çizip bilinçli tüketici olunması konusunda uyarıyor.
Neden organik ?
Dünya da birçok ülke organik ürünlerin yetiştirilmesinde , üretilmesinde ve satışında çok fazla destek vermeye başladı. Bununla birlikte organik ürünlere talepte giderek çoğalıyor. Özellikle et ve süt ürünlerinde organik ürün tüketmiyorsak ciddi tehlikelerle karşı karşıyayız demektir. Büyük ve küçük baş hayvanlar yetiştirilirken uygulanan büyüme hormonu ve antibiyotikler tüketim esnasında insan vücuduna geçerek sağlığımızı tehdit etmektedir. Bu sadece et ve süt ürünlerinde değil sentetik gübre ve böcek ilaçları kullanılan sebze ve meyvelerde de geçerlidir. Kullandığımız şampuan deodorant kremlerde de durum farklı değil.Tükettiğimiz normal gıdalarda 450 den fazla katkı maddesi kullanılırken organik ürünlerde ise bu sayı sadece 7 ile sınırlıdır. Tercihlerimizi sağlığımızı düşünerek verirsek meydana gelebilecek sağlık problemlerini de azaltmakla kalmayıp doğadaki dengeyi korumuş oluruz.
https://www.ribiku.com/haber/organik-mi
Peki nedir organik ?
Yetiştirilen ürün hayvansal yada bitkisel olsun üreticiden tüketiciye ulaşana dek aşamalarında da hiçbir şekilde kimyasal ,gdo yada hormon kullanılmayan ve insan sağlığı açısından zararlı olabilecek madde barındırmayan ürünlere organik ürün diyebiliriz.T.C Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yetiştirmeye başlanıldığı andan itibaren gerekli denetlemeler sonrası sertifikalandırılan bu ürünleri satın alırken tüketicinin dikkat etmesi gereken ürünlerin sertifikalı ve ambalajlı olmasıdır. Uzmanlar organik ürün onayı olmadığı halde ambalajında yada marka isminde organik kelimesi geçmesinin o ürünün organik olduğunu göstermeyeceği gibi bazı ürünlerin pazarda açık vaziyette köy de üretilmiş ,yüzde yüz doğal, kendimiz yetiştiriyoruz denilerek satılmaya çalışılan ürünler olduğunun altını çizip bilinçli tüketici olunması konusunda uyarıyor.
Neden organik ?
Dünya da birçok ülke organik ürünlerin yetiştirilmesinde , üretilmesinde ve satışında çok fazla destek vermeye başladı. Bununla birlikte organik ürünlere talepte giderek çoğalıyor. Özellikle et ve süt ürünlerinde organik ürün tüketmiyorsak ciddi tehlikelerle karşı karşıyayız demektir. Büyük ve küçük baş hayvanlar yetiştirilirken uygulanan büyüme hormonu ve antibiyotikler tüketim esnasında insan vücuduna geçerek sağlığımızı tehdit etmektedir. Bu sadece et ve süt ürünlerinde değil sentetik gübre ve böcek ilaçları kullanılan sebze ve meyvelerde de geçerlidir. Kullandığımız şampuan deodorant kremlerde de durum farklı değil.Tükettiğimiz normal gıdalarda 450 den fazla katkı maddesi kullanılırken organik ürünlerde ise bu sayı sadece 7 ile sınırlıdır. Tercihlerimizi sağlığımızı düşünerek verirsek meydana gelebilecek sağlık problemlerini de azaltmakla kalmayıp doğadaki dengeyi korumuş oluruz.
https://www.ribiku.com/haber/organik-mi
6 Ocak 2018 Cumartesi
SAHİ NASILDI ÇOCUK..??
Mahalle aralarında gruplar kurup anne baba seslenene dek koşup doyasıya oynayan, kavanozunda misketi olan ,çoğu zaman uçurtmasını kendi yapan ,yapamıyorsa poşete ip bağlayan çocuklardı onlar. Annesinin işi çıkınca okul dönüşü komşuda annesini bekleyen, komşunun emanete gözü gibi baktığı..
Peki şimdi ne oldu bize.?
Dünya kirlendi diyoruz sadece Dünya mı?
Ağlamamak için yutkunduğum boğazımın düğümlendiği ana haberler var artık, neredeyse her gece çocuklara yapılan istismar ve şiddet içeren haberler, yayınlandıkça yerine yeni haberler... Çocuk yetiştirmeyi konu alan kitaplara her yeni gün yenisi eklenirken, sevginin kitabı var mı peki ; vicdanın ,merhametin..
Çocuğum bu yaşta ne kadar zeki.! Bak sana akıllı cihazı nasılda kullanıyor.
Çocuk akıllı cihazla bir köşededir artık, sustu şimdi uslu uslu oturuyor. Kitaba göre uyku saati olmalı otoriter olunmalı ki çocuk şımarmasın, oyunun saati olmalı ,sizle geçireceği zamanında süresi varmış yarın akşama kadar kreşte yada bakıcıda olucak zaten. .Akşamda yemek sonrası yine aynı şeyler. Çocuğuna, ne güzeldi eskiden çocukluğumuz deme şansı bırakmayan aileler.!!
Bence yeni bir kitap alın kendinize..
http://www.reytingtv.com/deniz_ozmen_sahi_nasildi_cocuk_yazi41.html
Peki şimdi ne oldu bize.?
Dünya kirlendi diyoruz sadece Dünya mı?
Ağlamamak için yutkunduğum boğazımın düğümlendiği ana haberler var artık, neredeyse her gece çocuklara yapılan istismar ve şiddet içeren haberler, yayınlandıkça yerine yeni haberler... Çocuk yetiştirmeyi konu alan kitaplara her yeni gün yenisi eklenirken, sevginin kitabı var mı peki ; vicdanın ,merhametin..
Çocuğum bu yaşta ne kadar zeki.! Bak sana akıllı cihazı nasılda kullanıyor.
Çocuk akıllı cihazla bir köşededir artık, sustu şimdi uslu uslu oturuyor. Kitaba göre uyku saati olmalı otoriter olunmalı ki çocuk şımarmasın, oyunun saati olmalı ,sizle geçireceği zamanında süresi varmış yarın akşama kadar kreşte yada bakıcıda olucak zaten. .Akşamda yemek sonrası yine aynı şeyler. Çocuğuna, ne güzeldi eskiden çocukluğumuz deme şansı bırakmayan aileler.!!
Bence yeni bir kitap alın kendinize..
http://www.reytingtv.com/deniz_ozmen_sahi_nasildi_cocuk_yazi41.html
5 Ocak 2018 Cuma
GAPS DİYETİ NEDİR ?
GAPS DİYETİ NEDİR ?
Gaps diyetinin aslında tedavi amaçlı uygulandığını biliyor muydunuz?Adını Gut And Psychology Syndrome kelimesinin kısaltılmış adıyla tanımaya çalıştığımız bu diyet aslında birçok hastalıkla da savaşmanızı sağlıyor. Bağırsak florasında meydana gelen hasarları tedavisinin yanı sıra anemi, egzama, diyabet ,migren ,sedef hastalığı ,Parkinson rahatsızlıklarının tedavisinde de başvurulan tedavi yöntemlerinden biri olmasının yanı sıra vücutta da diyeti yapan kişiyi hedefine yaklaştıran değişikliklerde başlıyor.
HANGİ GIDALAR TÜKETİLMELİ VE KURALLARI NEDİR ?
Gaps diyeti diğer alışılagelmiş diyetler gibi belli bir listeye yada porsiyon miktarına dayanmıyor. Yemeniz ve Yemeniz gereken gıdalar var. Peki nedir bu liste?Tüketilmesi gerekenler
*Kemik suyu
*Ham tereyağı
*Ev yapımı yoğurt ve kefir
*Hayvansal yağlar
*Sebze et ve balıkla hazırlanmış menüler
*Organik yumurta
İşlenmemiş gıdalar doğal yani organik olan yiyecekler listenize dahil.Bu diyet kimlerin tercihi olur bilemem ama çok ses getirecek gibi duruyor..!!!
4 Ocak 2018 Perşembe
2018 NELER GETİRİR BİLİNMEZ
UZMANLARIN UYARILARI KORKUTUYOR Bilim adamları yaptıkları açıklama geçtiğimiz yıl meydana gelen depremlerin şiddetini artıracağı konusunda uyarılarda bulundu . Dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüş hızındaki farklılıkların şiddetli depremlere sebep olacağını belirten bilim adamları özellikle tropik ve nüfusun yoğun olduğu bölgelerde daha sık yaşanacağının altını çizdiler.1900 yılından itibaren meydana gelen 7 ve üzeri depremleri inceleyen bilim adamları ABD'li Roger Bilham ve Rebecca Bendick büyük depremlerin meydana geldiği tarihlerin Dünya'nın hızının şimdiki gibi yavaşladığı dönemlere denk geldiğine dikkat çekiyor.2017 yılında 6 büyük depremin yaşandığı ve 2018 yılında büyük deprem sayısının 20 ye ulaşacağını belirten yetkililer önlem alınmasına değinirken hayrete düşüren bu tahminler çok konuşulacak gibi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
VFX PRO FONDÖTEN VE BAZ
Bende merak uyandıran kullanmak için elimdeki ürünlerin bitmesini beklediğim Türkiye'de üretildiğini ve 'helal sertifikalı ' old...
Populer Yayınlar
-
Bende merak uyandıran kullanmak için elimdeki ürünlerin bitmesini beklediğim Türkiye'de üretildiğini ve 'helal sertifikalı ' old...
-
Sizlere söz verdiğimi hatırlayıp mercek altına aldığım ev yapımı mucizevi nemlendirici tarifimi kısaca anlatmak istiyorum. Piyasada o kada...
-
Mercek altında bu kez Profesyonel makyajın olmazsa olmazlarından olan Kryolan firmasına ait Supracolor olacak. Genelde düğünlerde gelin maky...






